5 Mart 2020 Perşembe

Muhakkak farklı dünya görüşlerine sahip olan insanlarda olacaktır. Türkiye eski liberal ekseninden uzaklaştı. Bunda Merkez Bankası hadisesinin son derece kritik rolü var. 60. Hükümet döneminde yaşanan başörtü ve 367 krizi gibi konuların insanları Akp'ye karşı müspet manada politize ettiği gerçeği yadsınamaz. Lakin o dönem bu işin cefasını çeken ve onurlu bir biçimde mücadele ortaya koyan kişilerin bugün uzaklaştırılmaya ve önemsizleştirilmeye çalışıldığını sanırım bu platformdaki herkes biliyordur.2008 ekonomik krizinde bütün Avrupa ve Uzak doğu asya ülkeleri bundan nasibini alırken o krizin Türkiye'yi teğet geçmesi gibi meseler hep Ali Babacan ve o dönem ki Ekonomi Bakanlığına bağlı bulunan hükümet görevlilerinin çabası ve başarısıydı. O günleri net hatırlayan birisi olarak 2009 Davos ekonomi forumundaki çalışmalarını ve orda ortaya konan başarılı politikaların ekmeğini Akp Hükümetinin uzun yıllar yediğini düşünmekteyim.
 Ben özellikle nasıl bir rota izleneceğini çok merak ediyorum. Şahsi düşüncem partinin liberal ekonomi ekseninde getireceği bir Milli ekonomi modelinin faydalı olacağını öngörmekteyim. Bu oluşum konjonktürel bir parti olmaktan ziyade daha çok siyasette uzun soluklu bir ekolün temsilcisi olmasını ve liyakattan asla taviz verilmemesi gerektiğini düşünmekteyim.  Daron Acemoğlu gibi aklı selim ve alanında başarı sağlamış insanların görev aldığını bilmek oy veren ve gönüllü olan herkese bir güven getireceği aşikar.
 Dış çevrelerce ( özellikle muhalif kesimde) Ali Babacan hareketinin siyasal islamın bir uzantısı olduğu; Aynı Akp gibi gücü eline alana kadar hizmet politikası gösterip, sonrasında hukuksuzluklar ve ranta dayalı bir yönetim anlayışı göstereceğini öngören algı pompalanmakta. Bu algıların önüne geçmenin en önemli yolu zannımca İslam anlayışında bir reformist tutum takınmak olacaktır. Reformist derken burda söylemek istediklerimin farklı noktaya çekilmesini istemediğimden şöyle izah etmek daha doğru olacaktır ; Amaç İslam'ı değiştirmek değil, İslama getirilen yorumları değiştirmek ve radikal tutumdan uzaklaşmak gerektiğidir. Bu tutum özellikle dış politika ve batı eksininde Türkiye'ye karşı algılarıda düzeltecek ve Türkiye'nin demokratik bir ülke olduğu düşüncesini Avrupa kamuoyuna benimsetip islamofobininde önüne geçilecektir diye düşünmekteyim. Tekrardan hareketin hayırlara vesile olmasını diliyorum. Herkese saygı ve sevgililerle.